Ortadaydı.Ordaydı.Birkaç nefret cümleleri,hırsın yansıması,bencilliğin atlası.Kimse bulamadı.Affetmedik ikimizde.Sisli gözlerinle bakarken bana,zihninden küfür geçen kollarınla kucakladın beni.Kendimden nasıl tiksindiysem,senden de öyle ettim.
Çoğaldığını görüyorum izmaritlerin,oysa hepsini saklayabilirdim hücremde.Duyuyorum rüzgardan söylenenleri.Sakladığım bütün herşeyi kendi isteğine bıraktım.Kendi istekleriyle yok olacaklar.Duyduklarıyla.
Sıyrıldım saldırganlığımdan,yalnızım artık.Yalnız olduğumu dile getirecek kadar yalnızım.Sesi kısılan sitemler var önümde.Gitmeyeceğim dedi,gitmemi istedi.Gittim.
1 Şubat 2018 Perşembe
19 Mart 2016 Cumartesi
''Yeni kayıt''. Bu butona tıklamayalı 1,5 yılı aşmış. Çok olmuş. İnsan bazen yazma ihtiyacını ertelemeseydi,konuşamadığını hissettiği anda geri dönseydi mahzenine, hafiflerdi belki de bazı şeyleri. Belki artık mahzeni şirin bi eve çevirebilirim. Yada yok olmaya yüz tutmuş taş yığınına.. Bunu zaman gösterecek. O zaman merhaba küçük mahzenim,yaratık geldi.
19 Haziran 2014 Perşembe
Kafka;
Eğer mutluluktan ölünüyorsa bu benim başıma gelmeli. Ve eğer ölüme yazgılı bir mutluluk sayesinde hayatta kalınıyorsa, o zaman hayatta kalacağım." (s.85)
*Güzel kitap.Çok güzel.
7 Mart 2014 Cuma
Böyle bitsin

Bırakıyorum, bırakıyorum onu boşluğa, kim bilir kaç saniyede ulaşacak toprağa. Ben gökyüzündeyim şimdi, sen bana ulaşmaya çalışan güzel bir 'mavi'.. Her şeyin iyi olabileceğine inanan küçük bir çocuk.. Kararını sabitlemiş birini intihardan vazgeçirmeye çalışan masum bir umut..
Üzgünüm korktuğun başına gelecek. Üzgünüm hızla çarpan kalbin biraz daha yorulacak bugün. Ve üzgünüm ki, söylediğin ya da söyleyeceğin hiçbir söz beni ikna edemeyecek..
Çoktan adımımı attım çünkü, çoktandır düşüyorum aslında bu gökyüzünden. "Ellerimden tutmaya çalışma." diyemem, bu gerçeği yüzüne vuramam, geç. Bak vakit geçiyor, geciktin bir kez daha. Bir kez daha yenildin inancına.. Saate ihtiyaç yok, gözlerini kapadığında duyduğun şey zaman işte. Bu kuşlar, bu yere düşen taşların sesi, aşağıda oluşan kalabalığın gereksiz gürültüsü.. Bunlar zaman.. Akıp geçiyor. Gözlerini açtığında da güneşin batışı çıkıyor karşına. Son defa. "Son defa bakmalıyım bu güzelliğe" diyorum, "Son defa batıyor güneş benim için". İçinden neler geçiyor şimdi kim bilir. Belki "Böyle bitmemeli bir yaşam" demek istiyorsun, belki canın tanımadığın biri için acıyor. Belki kâbuslarına gireceğimden şüphelisin içten içe, kendini suçluyorsun belki bu büyük düşüşüm için.
Fakat geç kaldın. Bu kadar alçak ve sana göre bu kadar yüksek yerde anlamını yitiren şey sadece sevgi değil. Hüznün de bir açıklaması yok artık karmaşıklığın da.
--
Oyun oynuyor.
Giderse eğer, kaybeden kendisi olmayacak yalnızca.
Saçları dolanıyor boynuna, rüzgar okşuyor onları. İlk defa bu kadar kıyısında hayatın ve ilk defa bu kadar çaresiziz ikimiz de. Ağzımdan çıkanla onun duyduğu farklı şeyler besbelli. Hissettiğimle kalbinden geçenler arasında fark çok. Benim korkum onun korkusuzluğu. Benim herhangi birine duyduğum nefret, onun sevgisi..
--
Gitme vakti. Bu kadar kalış yeterli. Senin için bırakabileceğim, ufak bir tebessüm. Böyle hatıranda kalayım diye. En temiz haliyle...
-
Ve 'gökyüzündeki' son adımı, bende kalan son gücün çığlığa dönüşüne sebep oluyor.
6 Şubat 2014 Perşembe
26 Ocak 2014 Pazar
Kendini ne zaman yalnız hissedersen gökyüzüne bak ve o anda ihtiyacın olan kişiyle aynı yıldızların,aynı ayın, aynı gecenin altında olduğunu hatırla.
Aslında ona uzak değilsin.
Aslında ona uzak değilsin.
14 Kasım 2013 Perşembe
Düşünmek başlı başına yorucu bir eylem. Bir düşünce insanı şekilden şekle sokabilir. Ben buna inanıyorum.
İnanç da bir o kadar tuhaf. İnanmak kadar şeffaf bir şey daha olduğunu sanmıyorum. İnsan bir gülüşe bile inanabilir.
Bazen bir mum ışığına bakıp dua edersin. Kelimeler olmadan, sadece gözlerini kapatıp hayal ederek. Göz kapaklarının içinde mum ışığı dans eder. Pencereden esen rüzgar saçlarını uçuşturur. Gözlerini açtığında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına dair bir inanç taşırsın. Rüzgar onu binlerce saç telinin arasına saklamış gibidir. Sonrasında gerçekten hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Bilirsin.
Sokağa çıkıp yürüdüğünde adımlarının gücünü hissedersin. Kimse senin gibi yürümüyordur. Kimse senin gibi nefes almıyordur. Kimsenin burnu seninki gibi kızarmıyordur. Bazen her bir hücreni ayrı ayrı hissetme şansına erişirsin. Öyle anlar aşık olunası anlardır.
Gün batarken gökyüzü ve deniz birbirleriyle bütün olurlar. Kuşlar yükselebildikleri kadar yükselirler ve o an içtiğin sigara tatlı gelir. Bitmez. Burnuna çiçek kokuları gelir kışın ortasında. Bazen kış ortasında hayalet çiçekler açar.
İçinde yeniden bir şeylerin uyandığını fark edersin. Eski günleri sonunda gömmeye karar vermişsindir. Bitmiş anları olmayan dünlerde bırakırsın. Eskimiş anıların ucuna renkli kurdeleler bağlayıp gökyüzüne bırakırsın. Anılar hafiftir, uçabilirler. Sonra oturup rengarenk bir dans izlersin. İstersen biraz da gözyaşı dökersin. Sonra her şey normale döner.
Sonsuza dek mutlu yaşanır mı bilmem ama sonsuza dek inanılabilir. Sonsuza dek umut edilebilir. Sonsuza dek yeni kurdeleler alınabilir. Tekrar başlamak için herhangi bir zaman sınırlaması yoktur. İstenilen an genellikle en uygun andır.
https://www.youtube.com/watch?v=cnEUxJyepBY dinlersiniz belki.
İnanç da bir o kadar tuhaf. İnanmak kadar şeffaf bir şey daha olduğunu sanmıyorum. İnsan bir gülüşe bile inanabilir.
Bazen bir mum ışığına bakıp dua edersin. Kelimeler olmadan, sadece gözlerini kapatıp hayal ederek. Göz kapaklarının içinde mum ışığı dans eder. Pencereden esen rüzgar saçlarını uçuşturur. Gözlerini açtığında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına dair bir inanç taşırsın. Rüzgar onu binlerce saç telinin arasına saklamış gibidir. Sonrasında gerçekten hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Bilirsin.Sokağa çıkıp yürüdüğünde adımlarının gücünü hissedersin. Kimse senin gibi yürümüyordur. Kimse senin gibi nefes almıyordur. Kimsenin burnu seninki gibi kızarmıyordur. Bazen her bir hücreni ayrı ayrı hissetme şansına erişirsin. Öyle anlar aşık olunası anlardır.
Gün batarken gökyüzü ve deniz birbirleriyle bütün olurlar. Kuşlar yükselebildikleri kadar yükselirler ve o an içtiğin sigara tatlı gelir. Bitmez. Burnuna çiçek kokuları gelir kışın ortasında. Bazen kış ortasında hayalet çiçekler açar.
İçinde yeniden bir şeylerin uyandığını fark edersin. Eski günleri sonunda gömmeye karar vermişsindir. Bitmiş anları olmayan dünlerde bırakırsın. Eskimiş anıların ucuna renkli kurdeleler bağlayıp gökyüzüne bırakırsın. Anılar hafiftir, uçabilirler. Sonra oturup rengarenk bir dans izlersin. İstersen biraz da gözyaşı dökersin. Sonra her şey normale döner.
Sonsuza dek mutlu yaşanır mı bilmem ama sonsuza dek inanılabilir. Sonsuza dek umut edilebilir. Sonsuza dek yeni kurdeleler alınabilir. Tekrar başlamak için herhangi bir zaman sınırlaması yoktur. İstenilen an genellikle en uygun andır.
https://www.youtube.com/watch?v=cnEUxJyepBY dinlersiniz belki.
31 Ekim 2013 Perşembe
Anlayabilir misin?
Bir tuhafım ya bu aralar. Tuhaf olduğumu cümlenin içine pervasızca yerleştirdiğim “ya” kelimesinden de anlayabiliriz. “Ya” bir kelime mi bağlaç mı yoksa edebiyatın başka bir elemanı mı hiç bilemiyorum merak da etmiyorum ayrıca.
Belirsiz bir yer var hep. İnsanın seçmeye korktuğu, korkmasına rağmen merak ettiği, uyumadan önceki son anlarında parlak renkler eşliğinde hayal ettiği, tamamen zihninde oluşturduğu bir dünya. Ve bugün ''suskun'' bana gerçek dünya ve hayali dünya arasındaki farkı bir anda söyleyince içimde bir yerlerin sızladığını hissettim.
Bir de benim ne istediğimi bilmiyor olmam gibi bir gerçek de var. Zihnimdeki dünyayla, gerçek dünya arasındaki yolda yürüyorum. Nereye gidiyorum ben? Nereye gitmek istiyorum? Bunları düşündükçe başım ağrıyor işte. Hiç düşünemez oldum son zamanlarda. Eskiden severdim zira.
Bilmiyorum ki. Belki de yalnızca şiir okumaya ihtiyacım vardır.
Oldum olası almak zorunda kaldığım sorumlulukları sevmedim. Sevemedim zorla değil. Kaçmak için de çeşitli yollara başvurduğum doğrudur evet. İstemeyince bazı şeyleri, o şeyleri yapmak zulüm oluyor. Ama bazen yapmak zorunda kalıyorsun. Belki kendi çıkarlarından ötürü, belki başka sebeplerden ötürü. Ama şunu biliyorum ki her zaman bir başka seçenek de var.
Belirsiz bir yer var hep. İnsanın seçmeye korktuğu, korkmasına rağmen merak ettiği, uyumadan önceki son anlarında parlak renkler eşliğinde hayal ettiği, tamamen zihninde oluşturduğu bir dünya. Ve bugün ''suskun'' bana gerçek dünya ve hayali dünya arasındaki farkı bir anda söyleyince içimde bir yerlerin sızladığını hissettim.
Bir de benim ne istediğimi bilmiyor olmam gibi bir gerçek de var. Zihnimdeki dünyayla, gerçek dünya arasındaki yolda yürüyorum. Nereye gidiyorum ben? Nereye gitmek istiyorum? Bunları düşündükçe başım ağrıyor işte. Hiç düşünemez oldum son zamanlarda. Eskiden severdim zira.
Bilmiyorum ki. Belki de yalnızca şiir okumaya ihtiyacım vardır.
21 Şubat 2013 Perşembe
Boşluk
Yaşamak istiyor musun diye sormalılardı önce.
Sormuşlarsa da hatırlamalıydık. Doğmak ya da doğmamak gibi bir tercih hakkı
tanınmazken, aynı güç tarafından yaşamak zorunda bırakılmak canımı sıkıyor.
Bir şey seviyorsan, bu iyidir. Sevmiyorsan, bir sebebin vardır ve o sebep seni tetikte tutar. Ancak nötr olmak gibi bir şey de var, ve bu bizi tam anlamıyla ilgisiz kılıyor.Kendine dışarıdan bakıyorsun sanki. Bedenin yapmak zorunda olduğu bir takım şeyleri yerine getiriyor. Sen izliyorsun.
Hiç bir şeye ilgin kalmadığını fark ettiğin anda da artık ölsem diyorsun. Sonra yine başa dönüyoruz.
Gülmeye çabalıyoruz gibi geliyor.
Bir şey seviyorsan, bu iyidir. Sevmiyorsan, bir sebebin vardır ve o sebep seni tetikte tutar. Ancak nötr olmak gibi bir şey de var, ve bu bizi tam anlamıyla ilgisiz kılıyor.Kendine dışarıdan bakıyorsun sanki. Bedenin yapmak zorunda olduğu bir takım şeyleri yerine getiriyor. Sen izliyorsun.
Hiç bir şeye ilgin kalmadığını fark ettiğin anda da artık ölsem diyorsun. Sonra yine başa dönüyoruz.
Gülmeye çabalıyoruz gibi geliyor.
6 Şubat 2013 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







